Etiketçiliğin gelişimi ve Etiket Sanayicileri Derneği'nin kuruluşu hakkında bilgi verir misiniz?
"Etiket sanayiciliğinin dünyadaki gelişimi 1950'lerde başlıyor. 1949 yılında Fransa'da Dünya Tüketiciler Derneği (FİNAT) kuruluyor. Bu dernek kurulurken sadece etiketçileri değil, etiketçilere direkt ve indirekt tedarikçi olan firmaları da kendilerine üye yapmışlar. Kendinden yapışkanlı etiketin tarihçesi de 1940'larda başlıyor ve yavaş yavaş gelişiyor. Türkiye'nin kendinden yapışkanlı etiketle ilk tanışması 1962 yılında Drupa'da başladı ve Türkiye, kendinden yapışkanlı etiketle böylece tanıştı. 1987 yılından sonra dünyadaki ambalajın gelişmesi, kağıt ithalatının artması ve Türkiye'ye ithal malların girmesiyle, ambalajın önemi arttı. Ambalajın öneminin artmasıyla da çok renkli etiketler kullanılmaya başlandı. Ambalaj ve etiket sektörünün esas geliştiği ve hızlandığı dönem 1990lı yıllar. Ülkemizde oluşan etiket sanayiciliği neticesinde insanlar bir araya gelerek bir oluşum içerisine girdi. Etiket sanayiciliği dernek kurma fikrinin temelleri bu gelişme dönemine rastlamaktadır. Belli uğraş ve çabalardan sonra 1999 yılında Etiket Sanayicileri Derneği'ni kurmuş olduk.
Biz bu derneği oluşturduğumuz zaman kendimize üç hedef belirledik. Sektörümüzü eğitmek, sektöre yetişmiş elemanlar kazandırmak ambalajın kalitesini geliştirmek, yeni pazarlara açılmak ve teknolojiyi takip ederek Türkiye ekonomisine sunmak. Bu bağlamda şimdiye kadar üç seminer düzenledik ve bu seminerlerimiz devam edecek."
ETİKETÇİLİK HIZLA GELİŞTİ :
Türk etiket sanayinin gelişimi hakkında neler söylemek istersiniz?
"Etiket sanayi Türkiye'de özellikle 1994-1998 yılları arasında çok hızlı gelişti. Bu gelişme, Türkiye pazarın daki ekonomik yükselişten kaynaklandı. Ülke, çok hızlı ambalaj değişimine gitti. Hızla gelişen dünyamız da şirketler, hızı yakalayabilmek için kendinden yapışkanlı etiketler kullanıyor. Kendinden yapışkanlı etiketi kendinden yapışkanlı olmayan etikete oranla daha avantajlı. Kendinden yapışkanlı olmayan etiket de hızla gelişmesine rağmen, kalite kaybetmesi, hijyenik olmaması ve üretim anında çok fazla etiket firesi vermesi gibi dezavantajları bulunuyor. Ülkemizde, kendinden yapışkanlı olmayan etiketlerden, kendinden yapışkanlı etiketlere geçiş de çok hızlı oldu. Bu artış oranı yıllık % 30'lara vardı. Bunun nedeni, Türkiye ekonomisine bağlı olarak, talebin artması olarak gösterilebilir."
YETİŞMİŞ ELEMAN SORUNU :
Sektörün sizce önemli sorunları nelerdir?
"Sektör yeni olduğundan inanılmayacak kadar çok sorunu var. Hammadde alımından tutun, üretim, yetişmiş eleman, pazar, haksız rekabet, ihracat, finansman ve yatırıma kadar. Bireysel olarak firmalar geliştikçe sorunları kendileri aşmaya çalışıyor ama bilindiği gibi sorunlar bireysel olarak yeterince aşılamıyor, ihtiyacın üzerinde bir teknoloji girişi ise bir başka sorun olarak karşımıza çıkıyor. Talep olmayınca arzın fazlalığı sektörde sıkıntı oluşturdu. Tıkanmanın nedeni yeni pazarların açılamamasından kaynaklanıyor. Türkiye yaptığı yatırımlarla uluslararası arenada teknolojik olarak rekabet edebilecek durumda. Fakat bilgi ve iş ahlakı konusunda sıkıntılarımız var. Modern makinaları kullanacak veya bir arıza çıktığı zaman kısa zamanda onu çözebilecek yetişmiş elemanımız yok."
KALİTE FİKİRDE BAŞLAR :
Kalite kavramını biraz açabilir misiniz?
"Bir işin kalitesi düşüncede başlar. Fikir olarak kaliteli ürün üretmeye kendimizi hazır hissedersek, gereken normları da uygulamaya çalışırız. Bir ürünün kaliteli olabilmesi için önce tasarımını, hammaddesini, yapısını, renk bilgisini, pazar koşullarını çok iyi bilmeniz gerekiyor. Doğru hammaddeyi seçerek, iyi filmlerin hazırlanması ve klişenin iyi yapılması lazım. Hem ürününüzü iyi tanımanız, hem de ürününüze yapışacak etiketi iyi analiz etmeniz şart. Üretim, raf ve son kullanıcıya ulaşacak koşulları iyi bilerek hareket etmeniz gerekiyor. Kalite ve teknoloji olarak imalatçılarımızın gerekli hassasiyeti gösterdiklerini düşünüyorum. Bizim esas problemimiz, Türkiye'nin genelinde olan iş disiplini. Ticari koşulları tam olarak benimseyip, o koşullara riayet etmiyoruz. Yapılan ticari anlaşmalara riayet ve ürünleri istenilen kalitede teslim edememe lüksümüzden dolayı büyük sıkıntı yaşıyoruz. Bizim ülke olarak en büyük eksikliğimiz bunlar. Bunları aştığımız zaman diğer ülkelerle rekabet etme şansımız artacaktır."
SANAYİ EKONOMİYE BAĞLI :
Etiket ve etiket sanayisi ile ilgili neler söylemek istersiniz?
"Etiket bir ürünün kimliğidir. Etiket, bir kadının makyajına benzer. Ne kadar güzel yaparsanız, o kadar itibar kazanır. Her ürün üzerine etiket kullanıldığı için etiketin kullanılmadığı alan hemen hemen yok gibi. Ürünü tanımlamak için etiketi kullanmak zorundasınız. Ürünün satışını etkileyen en önemli faktörlerden birisi etiket. Onun için ekonomi üzerindeki katma değeri çok fazladır. Türkiye'deki etiket sanayinin geleceği ekonomiye bağlı. Ekonominin gidişini ilk hisseden biziz."
Türk etiket sanayinin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
"Teknolojik olarak Avrupa ile eşdeğer durumda olmamıza rağmen Avrupa'ya ürün satamamamızda iki etken var. Etiketin ürün içerisindeki maliyetinin çok düşük olması. Türkiye'nin 3. dünya ülkesi olarak görülmesi ve bu tür ürünler için altyapısının yeterli olamayacağının düşünülmesi. Burada Türkiye'nin ihracat yaptığı ürünler için gerekli teminatı verebilmesi ve güven oluşturması gerekiyor. Avrupa'da etiket kullanımı bize oranla oldukça yüksek. Bunun nedeni ekonomik yapıdan kaynaklanıyor. Çünkü gelir düzeyleri bizden daha yüksek. Kendinden yapışkanlı etiketin % 80 i yurt dışından geliyor. Yıllık hammadde olarak 100 milyon marklık bir ithalat var. Bunun pazara sunulması da 300-400 milyon mark civarında. Sonuçta etiketin ve etiketçiliğin gelişmesi tamamen ekonomiye ve pazarların geliştirilmesine bağlı. Yeni pazarların açılması ve geliştirilmesi lazım. Bu da bilgiye ve altyapıya dayalı. Biz dernek içerisinde bu tür çalışma yapabilirsek, böyle bir pazar açma şansına sahip olacağız. Yeni pazarların oluşması ve bizim de yeni ürünlerle bu pazarlara girmemiz gerekiyor."
* Matbaa & Teknik, Aralık 2000 - Ocak 2001, Sayı: 25 112 - 116'da yayınlanmıştir.