
Bu gün üretimi tamamlayan bir sektör olarak ambalaj, grafik ürünler içinde de önemli bir yer tutmaktadır. Ekonominin dışa açılma çabaları oldukça yeni olan ülkemizde, pazarına yabancı ürünlerin de girmesiyle ambalaj hem fonksiyonel, hem estetik hem de teknik kaygılar taşıyan bir sektör olma yolundadır. Tüketiciye ulaşana kadar geçen süreçte üretilen bir malın ambalajı, işveren, matbaa ve tasarımcı üçlüsünün birlikte çalışmalarıyla oluşur veya oluşmalıdır.
Ambalajın bütün boyutlarıyla incelenmesi daha doğrusu bu konuda ulusal düzeyimizin belirlenmesi amacıyla küçük bir anket düzenledik. Üretici, tüketici, yapımcı ve tasarımcıların yanıtları çelişkilerini sergileyen bir tablo ortaya çıktı. Bu nedenle yorum yapmadan soruları ve alınan yanıtları bir metin halinde yayınlıyoruz.
İşverenlere sorulan sorularla saptadıklarımız, firmaların üretim kapasiteleriyle ilgili. Pazar payı büyük olan işverenler bu konuya çok önem veriyorlar, dünya standartlarına uymaya çalışıyorlar. Ambalajın tasarlanmasının yaratıcı grupların işi olduğu fikrinde birleşiyorlar. Örnek olarak; Faruk Bayrakdar’ın (Eczacıbaşı İlaç Sanayi Pazarlama Müdürü) bu konudaki sorumuza verdiği yanıtı gösterebiliriz. Bayrakdar’a göre: “Tasarım öncelikle grafik sanatçısının işidir. Kabul edilebilir nitelikte bir tasarımın hazırlanmasından sonra matbaa ile teknik konular ve yapımla ilgili koordinasyon sağlanmalıdır.”
Küçük kuruluşlardan bazıları da tasarımcının gerekliliğinin tartışılmaz olduğunu belirtirken, diğer bir kısım, doğrudan matbaa ile çalışmayı tercih ediyorlar. Matbaaların bir kısmı tasarımcıyı kendilerine yardımcı unsur olarak görürken diğer bir kısmı değişik nedenlerden dolayı istemiyor. Erhan Girgin (Gamsan Matbaası Sahibi) “Siparişin grafik atölyesinden mi, işverenden mi, gelmesini istersiniz?” sorusuna verdiği yanıt şöyle: “Siparişin grafik atölyesinden gelmesini tercih ederim. Nedeni, özellikle ambalajlar bir ihtisas işi olduğundan gelen müşterimizin onayını alabilmek için, birçok grafik çalışmasının yapılması gerekiyor. Bu bir zaman kaybı olduğu gibi bir de işi beğendirme stresi yaşıyoruz. Bir faydası da iş hazır olarak geldiği için zaman olarak daha çabuk yapılmasıdır. Ajanslardan gelmesinin bir faydası da, bir ajans demek en az on ayrı müşteri demektir.”
Ambalajın tasarlanması ve yapımı için bir bütçe saptanması da yine ambalajı başlı başına bir olgu olarak kabul eden işverenler için “sabitlik” unsuru taşımamaktadır. Örneğin ; Faruk Bayrakdar “Yapım giderleri aşırı boyutlara ulaşmadığı sürece kısıtlayıcı faktör olmamalıdır. Yaratıcı grubu olumsuz yönde etkileme olasılığından kaçınılmalıdır.” diyerek konuya bu şekilde yaklaşmaktadır. Cevdet Tellioğlu (Hayat Kimya Sahibi) “Tasarım ve yapım gideri olarak baştan bir kesin fiyat saptanmaz. Ambalajın tasarımı ve yapımı ya grafik sanatçısına, ya da bir kampanya bütünü içerisinde ajansa verilir. Ambalajın fikir aşamasından çıkıp “kullanılabilir” aşamasına gelinceye kadar ki süreçte, tasarıma ve uygulamaya olan yapıcı müdahaleler, eklemeler, çıkarmalar veya değişiklikler zamanı ve maliyeti etkileyen faktörlerdendir. Bu sebeple daha baştan bir fiyat tesbitinde bulunulmaz.” demektedir.
Bütün yanlışlığına rağmen bazı işverenler ambalaj tasarım ücretini reklam bütçesi içinde eritirken, diğer bir kısmı bu tasarımın ürün için önemini bilip belli ödemeleri gözden çıkarırlar.
Bütün bu ödemeler, ekonomik sorunlar çerçevesinde işveren ve tasarımcı karşı karşıya kaldığında tasarımcı ne düşünür? Orhan Yıldırım (Sanat Yönetmeni- Ajans Ekol) “Bir ambalaj siparişi aldığınızda ne düşünürsünüz?” sorusuna şu yanıtı veriyor: “Nabisco isimli -Bisküvi üreticisi- ünlü Amerikan firması, 1980’lerin başında ambalajlarını yenilemek amacıyla, 8 ay süren kapsamlı bir çalışma yapar. Ambalaj mühendisi ve tasarımlarının ortaklaşa yürüttükleri -renk, tasarım, satış yerinde test vb. araştırmayı da içeren- bu çalışmalar sonucu, piyasaya çıkan ürünlerin pazar payı %24’den %34’e fırlar. Bu, gelişmiş ülkelerde ambalaja verilen önemi ve sürenin haklılığını gösteren örneklerden sadece birisidir. Ben, bir ambalaj siparişi alıp, alelacele işi bitirmem istendiğinden yanlış yerde yanlış iş yaptığımı düşünürüm. Nilay Yılmaz (Grafik Sanatçısı-Tekel Grafik Bölümü) “Her şeyden önce mamul ve niteliği hakkında bilgi edinirim.” Selçuk Cebecioğlu (Grafik Sanatçısı) ise “Ürünün özellikleri, satın alacak müşteri ve rakiplerin durumunu” diye yanıtlıyorlar bu soruyu. Tasarımdaki ana ilkelerde ise tasarımcıları ve işverenler ürün ve kurum kimliğine uygunluk konusunda birleşiyorlar. Faruk Bayrakdar “Ambalajın satışta önemli sonuçlar doğurması için ne gibi çabalar gösterirsiniz.” sorusuna şu yanıtı vermektedir. “Ambalajın satışta olumlu sonuçlar doğurması için dört noktaya özen gösterilmelidir:
• Ürünün hedef kitlesine uygun bir tasarım,
• Ürün kimliğine uygunluk,
• Rakip marka ambalajlarına karşı üstünlük,
• Kurum kimliğine uygunluk.
“Tasarımdaki ilkeleriniz nelerdir?”
sorusunu ise grafikerler şöyle cevap veriyorlar: Erkal Yavi (Sanat Yönetmeni-Par Ajans) “Önce hangi kuruluş veya markanın ambaljıdır ve neyi ambalajlayacaktır? Yani, kuruluş veya marka imajı ile fonksiyonu önde gelir. Bu iki öge de ambalajın görsel tavrını (esprisini) doğurur. Biçiminden rengine kadar.” Orhan Yıldırım’ın cevabı ise şöyle: “Ambalaj ürünün kimliğidir. Bu öyle kimliktir ki, onu uzun yıllar taşısın, ona yakışsın, tüketiciye kendini (ürünü) anlatsın, almaya özendirsin, ürünü bozulmadan muhafaza etsin, kolay kullanılsın, az yer işgal etsin. İşte bu özellikler ambalajın tasarımdaki ilkeleri de oluşturmaktadır.”
Burada bir parantez açıp Hiroski Unno’nun “Niye Turşu Fıçısı Yuvarlaktır?” adlı makalesinden (Package Design in Japan) alıntı yapmak istiyoruz:
“Hatıralık olarak pazarlanan turşular nasıl satılır? Çoğu yuvarlak ahşap fıçılarda. Peki niye yuvarlak? Herhalde eski (turşunun yapıldığı) fıçıları çağrıştırdığı için. İstasyon büfelerinde turşuların yuvarlak fıçıcıklarda, şekerlemenin ise kare kutularda satıldığını görürsünüz. Şekerleme kutuları ya ince bambu çıtalardan, ya da kartondan yapılmıştır. Burada incelik esastır. Şekerleme kolay dağılıp kırılacağı için tek tek haznelere yerleştirilir. Şekerleme kutuları çoğunlukla çift cidarlıdır. Zira şekerin havaya ihtiyacı vardır. Yuvarlak manjuları (bir cins kurabiye) kare bir kutuya koyarız ki etrafında yer kalsın. Halbuki turşu havayla temas etmemesi için sıkıcı doldurulur, ambaljına. Silindir şeklindeki ahşap bir fıçıda boşluk kalmaz. Turşu fıçısı elde sallanabilir. Ama şekerleme kutusu sallanınca şekerler dağılacağı için bu ikincisi yatay taşınmak üzere tasarlanır. Turşu fıçısını sallayarak taşımanın bir de havası var, 1.8 litrelik bir sürahi taşır gibi “Taku An” turşularını insanlar iple bağlı fıçılarda sallaya sallaya taşıdıkları için ilkel bir ambalaj turşuya en uygun olanıdır.” Bu makale bize ürün kimliğinin önemini çok basit bir şekilde açıklıyor.
İşverenin işi tasarımcıya vermesi noktasında, bütün işverenler tasarımcıya tam ve detaylı bilgi verilmesi gerektiği fikrinde birleşiyorlar. Tasarımcıların ise bir takım sıkıntıları var. Bunu Orhan Yıldırım’ın ve Erkal Yavi’nin yanıtları ile açıklamaya çalışalım:
Yıldırım: “Ambalajda isim, renk, doku, yazı karakteri gibi ögelerin ne zaman nasıl ve ne türde kullanılacağının nedenleri vardır. Kozmetik ürün ambalajı ile oto yedek parça ambalajı farklıdır. Farklı olmalıdır. Güçlü bir temizleyiciye nahif bir ambalaj, ürünün tabiatına aykırıdır.
Siparişi verenin hanımı isim bulup önerdiyse, beyefendi temizlik maddesi etiketinin zemini illa sarı renkte olsun, etrafına da çerçeve atalım diye diretirse sipariş verenle aramda sorun çıkmış demektir” Yavi: “Tasarımı ve bitmiş işin teslimi için verilen kısa sürelerin dışında çoğunlukla sorun olmuyor. Ama çoğaltmada işin ekonomisi söz konusu olduğunda bazı pürüzler çıkabiliyor.”
Matbaalar ve tasarımcılar karşı karşıya geldiklerinde bir takım sorunlar ortaya çıkabiliyor. “Tasarımcılarla sorunlarınız oluyor mu?” sorusuna Sermet Tolan (Basımevi Matbaası) “Evet, genellikle matbaa teknolojini bilmemek, zamanlamada aşırı kısa süreler istemek, fiyat ve kalite bazında yeterli bilgi ve anlayışına sahip olmamaları gibi problemler oluyor.” Erhan Girgin ise “İyi bir tasarımcı ambalajın lokomotifidir. Ancak sanatçı hiç bir zaman iş adamı olamaz. Kendisini icra ettiği sanatta vazgeçilmez gören tasarımcılarla sorunlar oluyor” yanıtını verirken, Kemal Özdemir (Güzel Sanatlar Matbaası) olaya daha olumlu yaklaşmaktadır: “Tasarımcılarla matbaa arasında sorunlar karşılıklı bilgilenme ile azalmıştır. Artık tasarımcılar matbaanın imalat aşamalarını bilmekte ve taleplerini bu imalatın gereklerine uygun hale getirmektedirler. Matbaacılar tasarımcının yapıcı isteklerine ve yeniliklerine ayak uydurmaktadırlar.”
Yapımcıların sorunlarına karşılık tasarımcıların da bu konuda çeşitli dertleri var. Orhan Yıldırım “Ambalajı üretenle aranızda sorun oluyor mu?” sorusuna “Ülkemizde -istisnaları olmakla birlike-genelde üretenler, yaptıkları işi pek sevmezler, keyif de almazlar. İş bir an önce bitsin isterler. ‘İdare edercilik’ ucuza-kolaya halletmek, işi sallamak ulusal üretim anlayışı haline gelmiştir. 280 gram olarak siparişi verilen karton -size sorulmadan- 220 grama dönüşebilir. Eğer siz biraz titiz davranıyorsanız, her türlü soruna kapıyı açmışsınız demektir.” diyerek yanıtlıyor.
Tasarımcılar kendi aralarında “Her tasarımcı ambalaj tasarlayabilir mi” konusunda değişik görüşlere sahipler.
Erkan Yavi: “Sorunun cevabını tersten cevaplıyayım. Her tasarımcı, tasarım ürünü sayılan her dalda tasarım yapabilmelidir... Ambalaj teknikleri de biliniyorsa, her tasarımcı bu dalda tasarım yapabilir demektir.” Selmin Pazvantoğlu: “Bence hayır. Ambalaj tasarımı; tasarımın bir yönü, başlı başına bir dal. Ambalaj tasarım yapan kişinin bu konuda birikimi olması kaçınılmaz. Bence bir tasarımcı pikaj yapabiliyor, tasarım yapabiliyor diye ambalaj tasarımını da becerir diye bir iddia olamaz.” Nilay Yılmaz: “Türkiye’de her tasarımcı herşeyi yapabilir veya yapmak zorundadır. Çünkü biz tasarımcılar illüstrasyondan ambleme, sayfa tasarımından karanlık odaya kadar her şeyi bilmek zorundayız. Bu da bizi çok zorluyor. Ama bence komple tasarımcı yerine herkes kendine en uygun gelen sevdiği yeteneği olduğu konuda uzmanlaşmalı. Gene her şeyi bilsin ama uzmanlığı ayrı olsun. (Doktorları örnek gösterebilirim.)”
Orhan Yıldırım: “Teorik olarak tasarlayabilir tabii. Ambalaj gibi ciddi çalışma isteyen işleri, işlerini bilen firmalar uzmanlarına teslim ederler. Gelişmiş ülkeler de yalnızca ambalaj çalışması yapan tasarım grupları var. Ambalaj konusu, grafik tasarım şemsiyesi altında, bir “uzmanlık” dalı haline gelmiştir.”
İşveren, tasarımcı ve yapımcı süreçlerini bitiren ambalaj, içine ürün konularak vitrinlere taşındığında artık tüketiciyle yüzyüzedir. Onların ambalajlara bakış şeklini belirlemek için de bir anket düzenledik. Soruları ve aldığımız yanıtların kısa bir değerlendirmesini aktarıyoruz. Bir ürün satın alırken ambalajı sizi etkiler mi? Etkiler ise neden? Etikelemez ise neden?
• Tüketici anketine cevap veren meslek grupları içinde çoğunluğu ev kadınları kapsıyor. Tüketiciler ilk soruya verdikleri yanıtlara göre çoğunluğu bir ürünü alırken ambalajın etkisinde kalıyorlar. Özellikle aynı üründen iki seçim olanağı varsa, ambalajı güzel olan tercih ediliyor. Güzelliği belirleyici özellikler ise, şunlar; parlak renkler, estetik kutular, yaldızlı yazılar v.b. Tüketicilerin ambalajdan neden etkilendiği ise, Gülden Güvener’in (Ev Kadını) cevabı açıklamaktadır:
“Ambalajı özenle hazırlanmışsa genellike üründe de aynı özen gösterilmiştir.”
Marka mı? Ambalaj mı? Sizin için hangisi daha önemlidir? Tüketicilerin çoğunluğu markanın önemli olduğu görüşünde. Canan Yüce (Müşteri Temsilcisi-Besay) verdiği yanıtla bu görüşü özetlemektedir: “Marka benim için daima ön plandadır. Çünkü marka süreklidir. Ambalaj ise geçicidir. Geçici olmak zorundadır da. Ürünün kendi kendini yenilemesi geliştirmesi için bu gereklidir. Ayrıca bir ürün markası ile piyasada tutulur. Belli bir marka ile başlar ve onunla devam eder. Fakat ürünün hayat devleri boyunca birkaç kez ambalaj değişikliğine uğrayacaktır.
Ambalaj üzerindeki bilgileri okur musunuz?
Hemen hemen herkes okuduğunu belirtti. Özellikle kültür seviyesi yüksek olanlar, bu konuda çok titizler. İlaçlarda ise mutlaka okunuyor. Ve en çok da ambalaj üzerindeki bilgilerin yetersizliğinden yakınıyorlar.
Sürekli aldığınız bir ürünün ambalajı değiştiğinde ne düşünürsünüz?
Büyük bir çoğunluk ambalajın daha güzelleştiğini kanaat getiriyor. Bu da firmanın bir atılım içinde olduğunu izlemini uyandırıyor. Bir ürünü kese kâğıdı ile almayı mı tercih edersiniz, yoksa kapalı bir ambalajda mı? Neden? - Kapalı bir ambalaj her zaman tercih ediliyor. Buna neden olarak da sağlık, temizlik, güven, ürünün daha uzun korunması, gerekli bilgileri içermesi gösteriliyor. Kese kâğıdını tercih edenler ise çok az. Bunlarda aldıkları ürünü açık olarak gördükleri için kese kâğıdını tercih ediyorlar. Bütün bu çalışmalar sonunda, elde ettiğimiz tüm verileri size aktarmaya çalıştık. Değerlendirmesini sizlere bırakıyoruz.
* Grafik Sanatı Dergisi, Sayı 3, 1987'de yayınlanmıştır.